
Audi RS 3, markanın efsanevi quattro dört tekerlekten çekiş sistemine entegre edilen RS Torque Splitter teknolojisiyle sınıfında dikkat çekici bir teknik yenilik sunuyor. Bu sistem, arka aks üzerindeki torkun tekerlekler arasında aktif biçimde dağıtılmasını sağlayarak sürüş dinamiklerini ileriye taşıyor.
quattro sistemi Audi’nin marka kimliğinin önemli bir parçası olarak, her yol koşulunda optimum çekiş sağlamasıyla biliniyor. RS 3 modelinde ise bu sistem, ilk kez RS Torque Splitter ile birlikte sunuluyor. RS Torque Splitter, arka aksa iletilen torku tamamen değişken şekilde sol ve sağ tekerlek arasında paylaştırabiliyor. Her bir tahrik milinde bağımsız olarak çalışan elektronik kontrollü çok plakalı kavramalar sayesinde, sistem milisaniyeler içinde torkun dağılımını ayarlayabiliyor.
Böylece özellikle ıslak veya kaygan zeminlerde daha fazla stabilite sağlanırken, yüksek hızda viraj alırken aracın çevikliği de artıyor. Audi’nin açıklamasına göre, sistem gerektiğinde toplam torkun yüzde 50’sine kadarını arka aksa aktarabiliyor.
RS Torque Splitter’ın çalışma prensibi, motor tarafından üretilen torkun şanzımandan ön aks diferansiyeline ve ardından arka aksa aktarılması esasına dayanıyor. Kardan mili, doğrudan RS Torque Splitter’a bağlı şekilde çalışıyor ve burada bulunan konik dişli sistemi torku arka aksın halka dişlisine iletiyor. Ön tekerleklerden biri patinaja düştüğünde, sistem torku arka tekerleklere yönlendirerek yol tutuşunu iyileştiriyor.

Audi RS 3’te toplam yedi farklı sürüş modu bulunuyor. Bunlar arasında efficiency, comfort, auto, dynamic ve RS Individual modlarının yanı sıra RS 3’e özel RS Performance ile RS Torque Rear profilleri de yer alıyor. Özellikle RS Torque Rear modu, tamamen arka aksa iletilen torku virajın dışındaki arka tekerleğe yönlendirerek belirgin bir arkadan kayma karakteristiği sunuyor. Bu sayede kapalı alanlarda dört tekerlekten çekişli bir otomobille kontrollü drift yapılabiliyor.
RS 3’ün sürüş dinamiğini tamamlayan en önemli unsurlar arasında 400 bg güç üreten beş silindirli turbo motor, RS spor süspansiyon sistemi ve seramik frenler öne çıkıyor. Bu sistemler bir arada hem yüksek hız hem de güçlü yan ivmelenme sağlıyor.
Audi RS 3’te kullanılan RS Torque Splitter teknolojisi, kompakt performans otomobillerinde arka aks üzerinde tork dağılımını bu kadar hassas yönetebilen nadir çözümlerden biri. Özellikle virajlı yollarda ve düşük tutuş koşullarında sunduğu denge, bu segmentte sportif sürüş arayanlar için önemli bir avantaj. RS Torque Rear gibi modlar, otomobili pist dışında da eğlenceli bir sürüş deneyimine açıyor. Beş silindirli turbo motor ve gelişmiş süspansiyon sistemiyle RS 3, klasik quattro karakterini koruyarak yeni nesil teknolojilerle destekliyor. Kompakt üst segmentte BMW M2 ve Mercedes-AMG A 45 ile rekabet eden RS 3, sunduğu teknik derinlikle dikkat çekiyor. Türkiye pazarında fiyat-performans dengesi önemli olacak ancak teknik altyapısıyla RS 3, sportif kompaktlar arasında öne çıkmayı sürdürecek gibi görünüyor.
