Gazete sayfalarına test yazılarını hazırladığım dönemlerden bu yana, bir modelin marka değiştirerek böylesine büyük bir kimlik evrimi geçirdiğine çok nadir şahit oldum. Türkiye'de Bursa Oyak Renault bantlarından inip ön ızgarasında gururla Renault logosunu taşıyan yeni Duster, o eski "çiftçi SUV'u" imajını adeta bir Land Rover Defender minyatürüne dönüştürmüş. Y şeklindeki imza LED farları ve geri dönüştürülmüş "Starkle" gövde plastikleriyle Duster, artık sadece mecburiyetten değil, tarzından dolayı alınacak bir araç. Silivri ve Ispartakule'deki arsa veya proje alanlarına müşterilerle giderken altını vurma korkusu yaşatmayan, aynı zamanda ofis dönüşü şehirde son derece şık duran o nadir otomobillerden biri.
Servis ve mekanik geçmişimle kaputun altına baktığımda, o meşhur dCi dizel motorların yerini alan 1.2 litrelik TCe 130 beygirlik hafif hibrit (mHEV) üniteyi görüyoruz. 48V bataryanın kalkışlarda verdiği ufak itme gücü, 3 silindirli motorun alt devirlerdeki o cansızlığını başarıyla örtmüş. Manuel şanzımanın geçişleri kemikli ve net; özellikle 4x4 versiyonundaki kısaltılmış birinci vites, en zorlu şantiye yollarında veya çamurlu arazilerde tam bir tırmanma canavarı yaratıyor. Üstelik bu yeni nesil motor, eski dizellerin o sarsıntılı çalışma karakterini tamamen rafa kaldırmış.
İç mekanda ise pragmatizm felsefesi tavan yapmış durumda. Evet, dokunduğunuz her yer hala sert plastik ama artık çok daha iyi şekillendirilmiş, dokusu tok ve kesinlikle göze batmıyor. Y-şeklindeki havalandırma menfezleri ve kabinin çeşitli yerlerine takılabilen "YouClip" aksesuar sistemi (telefon tutucu, lamba vs.) müthiş bir mühendislik zekası. 10.1 inçlik yeni multimedya ekranı kablosuz Apple CarPlay ile işini kusursuz yapıyor. 472 litrelik bagaj hacmi, gayrimenkul tabelalarından tutun da hafta sonu kamp ekipmanlarına kadar her şeyi rahatça yutabilecek kapasitede.
Sürüş dinamiklerinde ise kelimenin tam anlamıyla bir devrim yaşanmış. Eski Duster virajlarda denizde sallanan bir tekne gibiydi; yeni CMF-B platformu sayesinde şasi rijitliği inanılmaz artmış ve gövde salınımı büyük ölçüde kontrol altına alınmış. Direksiyon, eski hidrolik sistemin o yorucu ağırlığından kurtulup pamuk gibi olmuş. Ancak yalıtım konusunda Duster hala premium rakiplerinin bir adım gerisinde; 110 km/s hızın üzerine çıktığınızda otoyolda C sütunlarından sızan rüzgar sesi ve A/T lastiklerin uğultusu kabinde yankılanıyor.
Genel olarak yeni Renault Duster, off-road kabiliyetinden (özellikle 4x4 versiyonuyla) hiçbir şey kaybetmeden, modern ve şehirli bir karaktere bürünmeyi başarmış. Artık sadece ucuz olduğu için değil, çok zekice tasarlandığı ve o efsanevi dayanıklılığını koruduğu için tercih sebebi. Eğer yüksek hızlardaki rüzgar sesine tahammül edebilirseniz, Türkiye pazarının en dürüst, en yetenekli ve "her yola gelen" otomobiline bakıyorsunuz demektir.