F1 Academy Genel Müdürü Susie Wolff, serinin tüm 10 Formula 1 takımından destek almasını sağlayan süreci anlattı. Wolff, erken dönemde yaşanan ticari sıkıntılara rağmen bu hedefe ulaşılmasını kendisi için “inanması güç bir an” olarak nitelendirdi.
Wolff, Talks at Google röportajında F1 Academy’deki görevine başladığı dönemi anlatırken, serinin Formula 1 hafta sonlarıyla birlikte yarışmadığı ilk yarışlardan birine Circuit Paul Ricard’a gittiğini söyledi. Pist çevresindeki sessizlik ve tribünlerdeki boşluk, ona projenin karşı karşıya olduğu zorluğu hemen göstermişti.
Wolff’a göre piste vardığında iki takım patronu kendisine mevcut modelin çalışmadığını, sponsorluk bulamadıklarını ve yıl sonunda seriden ayrılmayı düşündüklerini söyledi. Bazı pilotlar da bütçenin kendilerine düşen bölümünü karşılayamadıklarını ifade etti.
O dönemde bütçe yapısı üç parçaya ayrılmıştı: Liberty Media üçte birini, takımlar üçte birini, pilotlar ise kalan üçte birini karşılıyordu. Wolff, bu yapının pazarı dağınık hale getirdiğini, herkesin farklı miktarlarda sponsorluk aradığını ve boş tribünler önünde yarışan bir araca sponsor bulmanın çok zor olduğunu belirtti.
Yaşanan sorunların ardından Wolff, Formula 1 CEO’su Stefano Domenicali ile görüşerek mevcut modelin sürdürülebilir olmadığını söyledi. Daha sonra ticari hakların daha merkezi bir yapıya alınması ve tüm Formula 1 takımlarının F1 Academy’ye dahil edilmesi fikrini gündeme getirdi.
Domenicali’den onay alan Wolff, takımlarla görüşme sürecini kendisinin yürütmesi gerektiğini anlattı. Wolff’un eşi ve Mercedes takım patronu Toto Wolff ise projeye destek verse de Mercedes’in ilk imzayı atan takım olamayacağını söyledi. Ona göre önce altı takımın ikna edilmesi gerekiyordu.
Wolff, Ferrari takım patronu Fred Vasseur ile uzun süredir tanıştığını ve Ferrari’nin F1 Academy’ye dahil olma fikrine olumlu yaklaştığını söyledi. Vasseur’nün kırmızı bir araçla seride yer alma fikrine sıcak baktığını anlatan Wolff, bunun süreci hızlandıran adımlardan biri olduğunu belirtti.
McLaren CEO’su Zak Brown da Wolff’a göre projeye güçlü destek veren isimlerden biriydi. Red Bull tarafında ise süreç daha karmaşık olabilirdi, çünkü o dönemde takımı Christian Horner yönetiyordu ve Horner’ın Toto Wolff ile yakın bir ilişkisi yoktu. Ancak Susie Wolff, Red Bull’un da projenin Formula 1 için önemini anladıktan sonra destek verdiğini söyledi.
Bu desteklerin ardından Wolff kısa sürede dört takıma ulaştı. Daha sonra iki takımı daha ikna ederek kritik altı takım sayısına ulaştı ve Mercedes’in de katılmasıyla destek veren takım sayısı yediye çıktı.
Wolff, son üç takımın sürece daha şüpheli yaklaştığını ancak isimlerini paylaşmadığını belirtti. Buna rağmen, yedi takımın onayıyla hukuki belgelerin hazırlanmasına devam etti.
İmza aşamasına gelindiğinde Wolff, kalan üç takımı da ikna etmeyi başardı. Böylece F1 Academy, Formula 1 gridindeki tüm 10 takımın desteğini alan bir yapıya kavuştu.
Wolff, bu sonucun kendisi için özel bir an olduğunu ve baştan beri sürecin başarıyla sonuçlanacağından tamamen emin olmadığını söyledi. Ona göre bu başarıda kararlılık, ısrar ve hayır cevabını kabul etmeme yaklaşımı belirleyici oldu.
Tüm Formula 1 takımlarının desteği, F1 Academy’nin görünürlüğünü artıran ve serinin ticari yapısını güçlendiren önemli bir dönüm noktası haline geldi.