Volvo'nun bugüne kadar ürettiği en küçük ama bir o kadar da en iddialı araçlarından biri olan EX30, İskandinav sadeliğini tamamen yeni bir boyuta taşıyor. Dış tasarımı, elektrikli ağabeyi EX90'ın adeta sıcak suda yıkanıp çekmiş hali gibi. Pikselli "Thor'un Çekici" LED farları, kapalı ön ızgarası ve geniş çamurluklarıyla kompakt ama çok kaslı bir duruşu var. Klasik Volvo'ların o ağır abi duruşundan ziyade, şehre ayak uyduran teknolojik bir oyuncak izlenimi veriyor. Gazetecilik gözüyle baktığımda, Volvo'nun bu araçla genç nesilleri ve teknoloji meraklılarını direkt hedef aldığını görmek çok kolay.
Mekanik kaputun—pardon, "frunk'ın" (ön bagajın) altında Geely grubunun devasa mühendislik gücü yatıyor. Uzun menzilli Single Motor (Tek Motor) versiyonu 272 beygir ve 343 Nm tork üretiyor. Eski bir servis yöneticisi olarak bu kompakt B-SUV boyutlarında 272 beygirlik arkadan itişli bir araca binmek, kağıt üzerinde bile nabzı hızlandırıyor. 0'dan 100'e sadece 5.3 saniyede ulaşan bu sessiz roket, trafikteki birçok sözde spor otomobili dikiz aynasında bırakacak kadar acımasız bir ivmelenmeye sahip. 69 kWh'lık batarya 475 km'lik (WLTP) bir menzil vaat ediyor ve 153 kW hızlı şarj kapasitesiyle 26 dakikada bataryayı %80'e doldurabiliyor.
İç mekan ise EX30'un en çok tartışıldığı yer. Volvo mühendisleri maliyetleri kısmak (veya minimalist bir sanat eseri yaratmak) adına direksiyonun arkasındaki gösterge panelini tamamen iptal etmiş. Her şey, tıpkı Tesla'daki gibi, ortadaki 12.3 inçlik dikey tablete entegre edilmiş. Harman Kardon ses sistemi (Soundbar) ön camın dibine yekpare bir çizgi olarak yerleştirilerek kapı içlerindeki hoparlörler kaldırılmış. Geri dönüştürülmüş keten ve kot parçalarından yapılan döşemeler çok havalı dursa da, hızınızı görmek için bile sürekli sağdaki ekrana bakmak ergonomik olarak ilk başta oldukça yorucu. 318 litrelik bagaj ise bir aile için yetersiz kalabilir.
Sürüş dinamiklerinde arkadan itişin verdiği tatlı bir sportiflik var. Şehir içinde inanılmaz kıvrak, direksiyonu çok hafif ve park etmesi tam bir çocuk oyuncağı. 1850 kg'lık ağırlığına rağmen süspansiyonlar darbeyi sönümleme konusunda başarılı, Volvo konforundan ödün verilmemiş. Ağırlık merkezinin piller sayesinde çok düşük olması, aracı yüksek hızlarda bile yere zamk gibi yapıştırıyor. Yalıtım konusunda ise akustik camlar rüzgar ve yol sesini kabin dışında tutmakta harika bir iş çıkarıyor.
Özetle Volvo EX30, geleneksel bir araba arayanlar için değil, modern bir teknolojik alet (bir nevi tekerlekli iPhone) arayanlar için tasarlanmış. Devasa gücü, arkadan itişli yapısı ve İskandinav minimalizmiyle öne çıkan bu model, bagaj hacmi veya gösterge paneli takıntısı olmayan, şehirli, stil sahibi ve performansı seven kullanıcılar için pazarın en sıra dışı seçeneklerinden biri.