Türkiye pazarında yepyeni bir kimliğe bürünen, Bursa Oyak Renault bantlarından inip ızgarasında gururla Renault logosunu taşıyan yeni Duster, o eski "çiftçi SUV'u" imajını adeta bir Land Rover Defender minyatürüne dönüştürdü. Y şeklindeki imza LED farları ve geri dönüştürülmüş "Starkle" gövde plastikleriyle artık sadece mecburiyetten değil, tarzından dolayı alınacak bir araç. Silivri ve Ispartakule'deki arsa veya proje alanlarına müşterilerle giderken altını vurma korkusu yaşatmayan, aynı zamanda ofis dönüşü şehirde son derece şık duran o nadir otomobillerden biri.
Servis ve mekanik geçmişimle kaputun altına baktığımda, o meşhur dCi dizellerin yerini alan 1.2 litrelik TCe 130 beygirlik hafif hibrit (mHEV) üniteyi görüyoruz. 48V bataryanın kalkışlarda verdiği ufak itme gücü, 3 silindirli motorun alt devirlerdeki o cansızlığını başarıyla örtmüş. Özellikle 4x4 versiyonundaki kısaltılmış birinci vites, en zorlu şantiye yollarında tam bir tırmanma canavarı yaratıyor. Yeni CMF-B platformu sayesinde şasi rijitliği inanılmaz artmış ve gövde salınımı büyük ölçüde kontrol altına alınmış. Ancak yalıtım konusunda Duster hala premium rakiplerinin bir adım gerisinde; yüksek hızlarda otoyolda rüzgar sesi ve A/T lastiklerin uğultusu kabinde yankılanıyor.