ABD’de elektrikli araçlara yönelik ilgi, sektördeki olumsuz havaya rağmen beklenenden daha dirençli görünüyor. InsideEVs’in aktardığı JD Power anketine göre, otomobil alışverişi yapanların yüzde 26’sı elektrikli araç satın almayı “çok yüksek ihtimalle” değerlendireceğini söylüyor.
Son anket sonucu, bir önceki aya göre üç puanlık artış anlamına geliyor. Buna karşılık elektrikli araç almayı “çok düşük ihtimal” olarak görenlerin oranı dört puan düşerek yüzde 18’e indi.
JD Power, 2021’den bu yana otomobil müşterilerinin elektrifikasyona yönelik ilgisini takip ediyor. Nisan ayı, katılımcıların dörtte birinden fazlasının “çok yüksek ihtimalle” elektrikli araç düşüneceğini söylediği yalnızca üçüncü dönem oldu. JD Power’ın elektrikli araç uygulamaları yönetici direktörü Brent Gruber, federal vergi teşviklerinin sona ermesinden sonra bu seviyenin kendisini şaşırttığını belirtiyor.
Bu ilginin arkasındaki en belirgin nedenlerden biri yakıt fiyatları olabilir. Kaynak habere göre ABD’de benzinin galon fiyatı 4,50 doların üzerine çıkmış durumda. İran savaşı öncesinde bu rakam 3 doların hemen altındaydı.
Gruber’e göre yüksek benzin fiyatlarının yeterince uzun süre devam etmesi, tüketicilerin elektrikli araçlara bakışını değiştirmeye başlamış olabilir. Ancak elektrikli araca açık olmak ile gerçekten satın almak arasında hâlâ ciddi bir fark var.
Bu yıl ABD yeni otomobil pazarında bataryalı elektrikli araçların payı yaklaşık yüzde 6-7 seviyesinde seyrediyor. Bu oran, 2024 ve 2025 yıllarında görülen yaklaşık yüzde 8’lik seviyenin altında.
Bu tablo, pazardaki temel soruyu ortaya koyuyor: Neden bu kadar çok kişi elektrikli araçlara ilgi duyarken, çok daha azı gerçekten satın alma aşamasına geçiyor? JD Power’a göre cevapların önemli bir kısmı fiyat, algı ve tüketici eğitimiyle bağlantılı.
Elektrikli araçların satın alma maliyeti, tüketiciler için en önemli sınırlayıcı faktörlerden biri olmaya devam ediyor. Gruber, federal vergi teşviklerinin sona ermesiyle bu sorunun daha da belirgin hale geldiğini söylüyor.
Elektrikli araçlara en çok ilgi duyan grubun genç tüketiciler olması da ayrı bir çelişki yaratıyor. Çünkü bu grup genellikle yeni bir elektrikli araç satın almak için gerekli bütçeye en zor ulaşan kesimlerden biri.
Ankette elektrikli araç almayı “çok düşük ihtimal” olarak gören grubun yarısından fazlası, elektrikli bir otomobil için herhangi bir fiyat primi ödemeyeceğini belirtiyor. Bu da menzil ve şarj kadar, etiket fiyatının da karar sürecinde belirleyici olduğunu gösteriyor.
Elektrikli araçlara mesafeli duran tüketicilerin beklentileri oldukça yüksek. Ankete göre birçok kişi, elektrikli araç düşünebilmek için şarj istasyonlarının en fazla 50 mil aralıklarla bulunması gerektiğini söylüyor.
Gruber ise bunun ABD’nin büyük bölümünde zaten geçerli olduğunu, ancak tüketicilerin mevcut şarj altyapısından yeterince haberdar olmadığını ifade ediyor. Ona göre sorun her zaman altyapının kendisi değil, tüketicinin o altyapıyı bilmemesi.
Menzil tarafındaki beklenti daha da dikkat çekici. Elektrikli araç alma ihtimali en düşük olan katılımcıların yaklaşık dörtte üçü, bir EV değerlendirebilmek için en az 500 mil menzil gerektiğini söylüyor.
JD Power’ın araştırmasına göre ortalama bir Amerikalı yılda iki ila üç kez uzun yolculuk yapıyor ve bu seyahatler genellikle 200-300 mil aralığında gerçekleşiyor. Bu nedenle 500 mil menzil beklentisi, gerçek kullanım ihtiyacından çok algı ve güven endişesiyle bağlantılı görünüyor.
Gruber, menzil kaygısının genellikle elektrikli araç sahibi olduktan sonra azaldığını söylüyor. Yani en güçlü itirazlardan bazıları, gerçek deneyimden çok ön kabullere dayanıyor olabilir.
JD Power’ın dikkat çektiği bir diğer sorun ise bayilerin rolü. Araştırmaya göre elektrikli araç ilgisi hâlâ yüksek olsa da, federal vergi teşviklerinin bitmesinden bu yana bayilerin tüketicileri EV konusunda bilgilendirme performansı zayıflıyor.
Gruber, tüketicilere şarj, menzil, kullanım maliyeti ve elektrikli araç teknolojisi gibi konularda daha az eğitim verildiğini belirtiyor. Bu durum, yüksek ilginin satışa dönüşmesini zorlaştırabilir.
Sonuç olarak ABD’de elektrikli araçlara yönelik merak ve satın alma niyeti hâlâ canlı. Ancak fiyat baskısı, menzil algısı, şarj altyapısı konusundaki bilgi eksikliği ve bayi tarafındaki yetersiz yönlendirme, pazarın büyümesini sınırlayan başlıca engeller olarak öne çıkıyor.