İlk nesliyle yollara çıktığında tasarımıyla herkesi şoke eden Toyota C-HR, ikinci jenerasyonuyla bu radikal felsefeyi bir adım daha öteye taşıyor. Bir otomobil gazetecisi olarak lansman fotoğraflarını ilk gördüğümde, "Toyota konsept aracı doğrudan üretime sokmuş" demekten kendimi alamamıştım. Gizli kapı kolları, çift renkli "Bi-Tone" gövde yapısı ve arka bagaj kapağına entegre edilmiş ışıklı "Toyota C-HR" yazısıyla bu araç, trafikteki en havalı kompakt crossover'lardan biri. Müşterilere yeni bir portföy sunumuna veya arsa gösterimine gittiğinizde, bu avangart tasarım kesinlikle karşınızdakine yenilikçi bir vizyonunuz olduğu mesajını veriyor.
Otomotiv servis yöneticiliği yaptığım yıllardan çok iyi biliyorum ki; Toyota'nın 1.8 litrelik hibrit sistemi dünyadaki en sorunsuz mekanik yapılardan biridir. Beşinci nesline ulaşan bu hibrit ünite artık 140 beygir gücünde ve eskisinden çok daha canlı hissettiriyor. Elektrik motorunun torku, şehir içi kalkışlarda araca şaşırtıcı bir atiklik kazandırıyor. Batarya kapasitesi verimli kullanıldığında, dur-kalk trafiğinde yakıt tüketimini 4.5 litrelerde tutmak harika bir lüks. Ancak e-CVT şanzımanın o meşhur karakteristiği hala duruyor; gaza dip yaptığınızda motor bağırıyor ve kabin içi akustik konfor biraz yara alıyor.
İç mekanda Toyota, C-HR'ı adeta bir sürücü kozasına çevirmiş. Malzeme kalitesi önceki nesle göre ciddi şekilde artmış; geri dönüştürülmüş plastikler ve vegan deri detaylar çok şık duruyor. 12.3 inçlik dijital gösterge paneli ve yine aynı boyuttaki multimedya ekranı, Toyota'nın o eski çağdışı arayüzlerini tamamen unutturuyor. Ancak tasarımın faturası her zaman olduğu gibi arka koltuklara kesilmiş. Daralan arka camlar ve siyah tavan döşemesi, arka yolcular için biraz klostrofobik bir ortam yaratıyor. 388 litrelik bagaj ise günlük kullanım için yeterli olsa da, uzun aile seyahatleri için biraz kısıtlı kalabilir.
Sürüş dinamiklerinde C-HR, dış görünüşünün vaat ettiği sportifliği yola da aktarmayı başarıyor. Yeni TNGA platformu sayesinde şasi oldukça rijit, virajlarda yatma eğilimi minimum seviyede. Süspansiyon sistemi sportif ayarlanmış; bu da aracı kullanmayı çok keyifli hale getirirken, derin çukurlarda darbelerin kabin içine bir miktar yansımasına sebep oluyor. Direksiyon sistemi oldukça net ve sürücüyle iletişimi başarılı. Yalıtım konusunda ise rüzgar sesi gayet iyi filtrelenmiş, ancak yüksek hızlarda lastik sesi maalesef duyuluyor.
Özetle yeni Toyota C-HR, rasyonel bir aile arabasından ziyade, stili ve tarzı ön planda tutan bir "statement" (ifade) otomobili. Eğer geniş bir arka yaşam alanına veya devasa bir bagaja ihtiyacınız yoksa; sorunsuz bir mekanik altyapı, olağanüstü düşük yakıt tüketimi ve dikkat çekici bir tasarım arıyorsanız, bu Japon harikası kesinlikle test sürüşü listenizde olmalı.