Markaların tasarımları artık o kadar sıkıcı, o kadar düz hale geldi ki, eski nesil otomobilleri arar olduk. Opel’de tam bu noktada, tasarımlarıyla geçmişe gidip, geleceğin güzelliklerini görmemizi sağladı. Geçmişle geleceği mükemmel harmanlayan Opel Mokka’yı da bizler test ettik.

Otomobillerin tasarımları gün geçtikçe şişiyor. Bu şişme aracın daha sert, daha agresif görünmesi için yapılan bir göz oyunu aslında. Çünkü kaporta aksamındaki büyümeler aracın iç mekanına yansımıyor. Bu durum aracın kaza halinde onarımını da zorlaştırıyor. Bizim gibi düşünen otomobil severler ise eski zamanların köşeli tasarımlarını özler hale geliyor. Opel’de tam bu noktada herkesi mutlu edecek bir otomobil üretmeyi tercih etti. Opel Manta Concept. Efsanevi Opel modeli olan Manta’nın elektrikli versiyonu olan bu konsept, geçmişin izleri gelecekle nasıl birleştirilir tam olarak bunu bizlere ve diğer tasarımcılara gösteriyor.

Bu konsept aynı zamanda Opel’in değişiminin ve gelişiminin de bir örneği olmayı başardı. Nasıl mı? Opel’in tüm otomobilleri artık Manta konseptinin tasarımına bürünüyor. Opel’in yeni yüzünü oluşturan bu konseptin ilk yollara çıkan örneği ise Opel Mokka oldu. B crossover segmentinde Opel’in zamanında tek temsilcisi olan Mokka, Crossland modelinin ortaya çıkmasının ardından atıl bir durumda kalmıştı. Crossland’in alt yapısının ve tasarım detaylarının eski nesil Mokka’ya benzemesi nedeniyle bu ismin artık yok olacağını düşünen bizlere Opel çok güzel bir sürpriz yapmayı başardı.

Mokka’nın Opel ailesinin en eğlenceli otomobili olacağını gösteren Opel, köşeli tasarıma sahip bu otomobilin, geçmişi de yansıttığını bizlere gösterdi. Aslında bu gelişme, şimdi de bizlere “Acaba Crossland modelinin raflara mı kalkacak?” sorusunu sorduruyor.

Mokka’nın tasarımından başlayalım isterseniz. Mokka’nın tasarımı oldukça köşeli. Bu köşeli yapının dışında tercih edilen renkler aracın inanılmaz dikkat çekmesini sağlıyor. Ön tasarımda Opel’in yeni yüzünü oluşturan ince farlar ve aracı elektrikli gibi gösteren kapalı ızgara dikkat çekiyor. Ortada bir yükseltiye sahip olan kaput ise biraz fazla lüks gelecek ancak Rolls Royce’dan gelen bir görüntü sunuyor. Test aracımızda yer alan ve opsiyon olarak sunulan siyah kaput ise aracı gerçekten çok güzel göstermeyi başarıyor.

Ya tasarımda ise Mokka’nın neden köşeli hatlara sahip olduğunu anlıyorsunuz. Çamurluklardan başlayarak arka kapının altına kadar devam eden küçük çizgi aracın modern görünmesini sağlıyor. Arka tasarımda ise bolca ütü izine sahip olan Mokka, yine ön farları gibi küçük ancak Opel’in imzası olan stop lambalarına sahip. Gri difüzörün altında yer alan iki adet egzoz çıkışı ise aracın elektrikli olmadığını ele veren bir detay. Test aracımızda yer alan siyah tavan seçeneği de bir opsiyon olarak yer alıyor. Tavanın siyah bölümü ile aracın asıl rengini ayıran krom çıta ise aracın daha lüks görünmesini sağlıyor.

İç mekana geçtiğinizde ise sizi yeterli büyüklükte bir alan karşılıyor. B crossover olmasına rağmen iç boyutlarında büyüme olan otomobilin, arka koltuklarında kalite biraz düşük ne yazık ki. Ancak premium markalarda bile bu kalite düşmesini görürken, Opel’de bunu görmezden gelebiliyoruz. Arka koltuklarda 2 adet USB çıkışı bulunan otomobilin, bir kol dayaması ne yazık ki bulunmuyor.

Ön koltuklara geçtiğimizde ise Opel’in yeni iç tasarım dilini görüyoruz. Sürücüye dönük tasarlanan kokpitte bolca teknolojik detay mevcut. 12 inçlik yeni gösterge paneli ise tam bir oyuncak. Görüntüsü kalitesi çok iyi olan ekranın tepkileri de oldukça hızlı. 10 inçlik multimedya ekranının ise kullanımı oldukça rahat ancak hızı biraz yavaş kalabiliyor.

Mokka’nın bu detayları oldukça güzel ancak benim kullanırken en çok yaşadığım sorun, aracın içerisinde bolca piyano siyahı parçanın kullanılmış olması. Bu parçaların yıllardır kirlenme ve parmak izi bırakma sorununa değinmiştik. Keşke Opel bu parçaları piyano siyahı yerine başka bir renkte yapsaymış. Bu sayede aracınızın içi sürekli kirli gibi görünmezdi.

Piyano siyahı detaylardan kafamızı kaldırdığımızda ise tasarım detaylarına gözünüz takılıyor. Multimedya sisteminin hemen altına koyulan hava menfezi ise sadece sürücü için tasarlanmış ve bu detayın bu kadar güzel gizlenmesi araca daha modern bir hava katmış. Bunun dışında ise aslında diğer tüm parçalar klasikleşmiş Opel parçaları. Ancak artık yeni bir vites sistemi var. Bu sistemi artık yeni nesil tüm otomobillerde görüyoruz. Vites seçici olarak görev yapan parçanın kullanımı ise iç güdüsel. Ancak P tuşu biraz küçük kalmış gibi.

Mokka’nın heyecanı sürüşte de sizlerle birlikte oluyor. Bu deli dolu ancak ağır başlı görünüşe sahip otomobil, sürüş esnasında Opel’in sürüş dinamiklerini kaybetmediğini sizlere gösteriyor. Serte dönük ayarlanan direksiyon simidi, rijitliğini koruyan şasi sayesinde virajdan viraja atlayabiliyorsunuz ve çok ekstrem hızlara çıkmadığınız sürece Mokka, çizgisinden asla ayrılmıyor. Ekstrem hızlara ise 1.2 litre 130 beygirlik motor sayesinde kolaylıkla çıkabiliyorsunuz. Çok canlı olan bu motor, 8 ileri otomatik şanzımanın etkisiyle de hızlı sürüşlerde yeterli olurken, az yakıt tüketmek istediğiniz zamanlarda da yanınızda oluyor.

Evet 1.2 litrelik bu motor, yüksek hızlarda benzini resmen içiyor ancak sakin kullanımızda ise benzini koklayarak hareket ediyor. Bizler test sürüşümüzün sonunda 6.5 litrelik güzel bir tüketim değerine imza attık. Bunda şehirler arası seyehat, kısa mesafeli sürüşler ve çıldırtacak kadar yavaş ilerleyen İstanbul trafiğinin etkili olduğunu söylemek gerekli.

Eğer heyecanı ve yeniliği seven biriyseniz. Hem retro görünümlü hem de modern bir otomobil sahibi olmak istiyorsanız Opel Mokka tam olarak sizin otomobiliniz. Yeşil renk ve siyah kaput opsiyonu ile almanızı da kesinlikle tavsiye ederim.

Opel Mokka fiyat listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.