Bir otomobilin boyutları ülkemizde bir çok tercihin nedenini oluşturabiliyor. Ancak Avrupa’lılar için bu durum tam tersi. Avrupa’da otomobiller ne kadar küçük olursa o kadar da pratik oluyor. Fiat 500’de ülkemize bunu empoze etmeye çalışan bir model. Bizde 500’ün en güzel paketi olan 500C Dolce Vita ile birlikteyiz.

Avrupa şehirleri ülkemizde olan şehirler gibi büyük alanlara sahip değil. Aslında İstanbul, Ankara, Bursa gibi büyük şehirlerde bu büyüklüğe sahip değil. Ancak ülkemizde otomobilde boyut takıntısı inanılmaz derecede fazla. Bunun nedeni ise Avrupa şehirleri gibi kısa mesafelere sahip olmamamız. Fiat 500’de şehir içinde zaman geçirenler için mükemmel bir otomobil olarak Türkiye yollarında satışta.

Fiat 500, İtalyan’ların 2. Dünya Savaşı sonrasında herkesin otomobil sahibi olması için üretilen bir model olsa da günümüzde herkesin lüks ve konfor içerisinde seyahat edebileceği bir otomobil olarak karşımıza çıkıyor. Test aracımız ise modelin bez tavanlı cabrio modeli. Cabrio dememize çok takılmayın. Aracın sadece tavanı bez tavanı bagaj üzerine mükemmel bir şekilde katlanıyor ve size harika bir görüntü sunuyor. Tasarımdan başlamak gerekirse Fiat 500 küçük yapısının yanında yüksek tavan çizgisiyle çok tatlı bir görüntü sunan model. Test aracımızın inci taneli beyaz rengi ve bordo tavanı ise aracın inanılmaz dikkat çekmesini sağlıyor.

Arka tasarımda ise 500’ün küçük bagajının küçük bagaj kapağı dikkat çekiyor. Tavan üzerine katlandığı için inanılmaz küçük olan bagaj kapağı, aracın boyutlarının haklını veren bir detay. İçi kaporta renginde olan stop lambaları ise aracın tatlılığına küçük bir italyan dokunuşu olarak dikkat çekiyor.

Sağ ve sol çamurlukta yer alan Dolce Vita yazısı ise bu aracın özel bir otomobil olduğunu dışarıya yansıtıyor.

İç mekanda ise açık renkteki deri koltuklar aracın lüks hissiyatına katkı sağlıyor. 7 inç boyutundaki küçük ama yeterli işleve sahip multimedya ekranı ise dokunmatik olması ve Apple Carplay, Android Auto seçeneğine sahip olması büyük bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor.

Fil dişi detaylara sahip olan ön konsol aracın kalite algısını daha da arttırıyor. Ancak Fiat 500’ün ülkemiz için en büyük eksiği orta konsolun ortasında bulunuyor. Araç tasarımı ile inanılmaz uyumlu görünen vites topuzu ne yazık ki aracın manuel olduğunu ortaya çıkartıyor. Ülkemizde A segmeniti olan otomobillerin tamamı ne yazık ki otomatik vitesle tercih ediliyor ve Fiat 500 bu noktada 2-0 geride kalıyor. Evet neden 1-0 değil dediğinizi duyar gibiyim. Ancak otomatik vites bu segment için rakiplerine göre 2 puan geride kalmak demek.

1.0 litrelik Mild Hybrid motor ise bu aracın en büyük avantajı. Atmosferik beslemeli 70 beygir 92 Nm torka sahip olan bu motor, mild hybrid sistemi sayesinde daha verimli olmayı başarıyor. Yüksek devir çevirince hızlanan otomobilin 955 kg’lık ağırlığı aracın inanılmaz düşük yakıt tüketimi değerlerine sahip olmasını sağlıyor. 3 silindirli motorun egzozdan çıkarttığı güzel tınılar ise sizin yüksek devirlerde inanılmaz eğlenmenizi sağlıyor.

6 ileri manuel vites sayesinde yüksek hızlara da çıkabilen bu motorun şehir içi için inanılmaz yeterli olduğunu ancak uzun yolda biraz can sıkabileceğini belirtmekte fayda var. Ne kadar sert kullanırsanız kullanan 6 litrenin üzerinde olmayan tüketim ise benzin istasyonuna girme ihtiyacınızı minumumda tutamanızı sağlıyor.

Bir Fiat 500 ne kadar uzun anlatılabilir dediğinizi duyar gibiyim ancak Fiat 500 için anlatacak onlarca şey var. Bunlardan biri de süspansiyon sistemi. Aracın süspansiyon sistemi kısa aks mesafesi, kısa dingil açıklığı ve yüksek tavan yapısı nedeniyle serte dönük ayarlanmış. Ancak bu aracın İtalya’nın taşlardan yapılmış yollarında test edilerek geliştirildiğini unutmayın. O nedenle her ne olursa olsun Fiat 500 hem iyi yol tutan hem de şehir içi hızlarda süspansiyonun darbe sönümlemesi ile konforlu olmanızı sağlayan bir otomobil olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Yol tutan derken size şaka yapmıyorum. Fiat 500’le zorlayıcı virajlardan o kadar net tepkiler alıyorsunuz ki, bir ralli otomobilinde miyim diye düşünmenizi bile sağlıyor. Size bu konforu yumuşak dolguluğu deri koltukların da sağladığını söylemeden geçmeyelim.

Fiat 500’e sahip olmak istiyorsanız kesinlikle bez tavanlı 500C versiyonunu tercih etmelisiniz. Dolce Vita versiyonu ise sizi küçük bir Rolls Royce’da olduğunuz hissiyatını yaşatabiliecek bir donanım. Ancak fiyatı sizi biraz düşündürebilir. Sonuçta bu araç niş ve ithal bir otomobil.

Fiat 500’ün fiyat listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.