Elektrikli otomobiller hayatımıza hızla giriş yaptı ve bu hızı yoldaki gidişlerine de yansıtıyorlar. Mercedes’in de ülkemizde ilk satılan elektrikli otomobili olan EQC 400, elektrikli otomobillerin inanılmaz zevkli olduğunu bizlere gösteriyor.

Tesla ile hayatımıza girmeye başlayan elektrikli otomobiller giderek yaygınlaşmaya başladı. Bu pazardaki büyüyüş ile birlikte ülkelerin emisyon kısıtlamaları da markaların elektrikli otomobil pazarına girmesine neden oldu. Mercedes’in bu elektrikli dünyada seri üretim olarak sunulan ve ülkemizde satılan ilk elektrikli otomobil modeli ise EQC oldu. GLC şasisi üstüne kurulan bu model, elektrikli otomobillerin geliştirildiği modellerden ne kadar farklı olabileceğini bizlere gösteriyor.

Testimizin konuğu olan EQC 400’de bunun aslında ispatı. Yerden yüksek olmasına rağmen, tabanda yer alan bataryalar aracın ağırlık merkezini yere yakınlaştırıyor. Ön ve arka tekerleklere yerleştirilen iki yüzer beygirlik 2 motorla da araç 4 çeker olarak davranabiliyor. Ancak bu güçlerin çok yüksek olması size spor otomobil kadar büyük bir hız ve güç ifade etmesin. Bunun asıl nedeni ise bataryaların yapmış olduğu devasa ağırlık. Yaklaşık 700 kg olan batarya paketi yüzünden aracın ağırlığı 2.4 ton. Yani salında alt yapı arkadaşı olan GLC’den yaklaşık 800 kg daha fazla.

Bu kötü bir durum olarak düşünülebilir ancak şu detayı eklemek gerekiyor, elektrikli motorların torku içten yanmalı motorlara göre çok daha fazla, EQC’de ise bu değer 765 Nm. Yani aslında 4 litrelik twinscroll turbo bir otomobilden alabileceğiniz bir tork değerine sahip. Bu da demek oluyor ki EQC’de hem çok daha hızlı hızlanacaksınız, hem de çok da iyi bir performansa sahip olacaksınız. Bu dediklerimi ise sürüşe geçtiğinizde çok iyi anlıyorsunuz. 408 beygir güç ve 765 Nm tork üreten elektrikli motorlar sizi ara hızlanmalarda resmen ışınlıyor.

Tabi sıfırdan kalktığınızda ise ülkemizin hem tozlu hem de berbat yol tutuşuna sahip olan asfaltında EQC çekiş kontrol sistemlerini devreye sokmadan tam performansı ile kalkamıyor. Ancak 60-70 km/s hızdan sonra aracın son sürati olan 180 km/s hıza ulaşmak oldukça kolay. Elektrikli otomobillerin çoğunun 180 km/s hızı biliyorsunuzdur. Bu aslında son dönemde olan 180 km/s hız furyasının da bir başlangıcı. Aynı zamanda elektrikli otomobiller yüksek hızlarda verimliliğini inanılmaz kaybediyor ve şarjınız tam doluyken maksimum 100-120 km gibi yol yapmanıza imkan veriyor. Ancak EQC’yi gündelik otomobilinizi kullanırken kullandığınız gibi kullanırsanız rahatlıkla 300-400 km civarında bir yol yapabileceğinizi söyleyebilirim. Testimizde şarjımızı E-Şarj’ın hızlı şarj ünitesi olmadığı için 1 defa tam olarak %100 yapabildik. Ancak aracın 100 kwh’lık şarj cihazında şarjının yaklaşık bir saat sürdüğünü, 50 kwh’lık şarj cihazlarında ise yaklaşık 2 saat civarında şarjının tamamen dolduğunu söyleyebilirim.

İçten yanmalı motorlu otomobillerden devşirilen elektrikli otomobillerin en büyük problemi ise ağırlıkla başa çıkmak için sertleştirilen süspansiyonlar ve aracın konforlu olduğunu hissettirmek için direksiyon sisteminin çok yapay hissettirecek şekilde yumuşak yapılması. İşte bunların hiç biri EQC’de bulunmuyor. Standart bir Mercedes’te ne kadar konforluysanız EQC’de de o kadar konforlusunuz. Standart bir Mercedes’in sürüşü ne kadar iyiyse EQC’de de bu sürüş o kadar iyi. Ancak şöyle bir problemden bahsetmeden geçmemek gerek. Aslında bu aracın probleminden daha çok ülkemizeki yolların bir problemi. EQC, viraj içerisinde gaza biraz fazla bastığınızda inanılmaz derecede önden kayıyor. Nedeni ise 765 Nm’lik mükemmel torkun bir anda yola aktarılması ve ülkemizdeki yolların asla tutmaması.

EQC’nin sürüşünde size kolaylıklar sağlanmış. Çoğu elektrikli otomobilde rejen sisteminin gücünü ayarlamak için multimedya ekranından bölümlerde dolaşmanız gerekiyor. Ancak EQC’de bunu direksiyon arkasındaki kulakçıklar ile anlık olarak ayarlayabiliyorsunuz. Bunun avantajı ise aracın akmasını istediğiniz yerde araç akarken, yavaşlamasını istediğiniz yerde frene basmadan tek pedalla aracı kullanmanız. Ancak bir dezavantajı da trafikteyken yaşadım ve bunu öğrenmek biraz korkutucu oldu. Aracınız D– ve D- modunda iken rejen sistemini çalıştırmak için freni yaklaşık olarak 1 sn devredışı bırakıyor ve bu sürede frene basarsanız araç asla ama asla beklediğiniz gibi durmuyor hatta durmuyor. Bu sistemi öğrendiğinizde ise beklediğinizden çok çok daha kısa sürede yavaşlayabiliyorsunuz.

EQC’nin dış ve iç tasarımından çok fazla bahsetmiyorum ancak bence dışarıda olan farklı görüntüsü aracın hemen dikkat çekmesini sağlıyor. İç mekanda da değişik bir tasarıma sahip olan EQC’nin ana tasarım detayları ise C Serisi ve GLC’den alınma. Elektrikli otomobillerin en büyük detayı olan geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılan ön konsoldaki kaplama ise biraz kalitesiz hissiyat oluşturabiliyor. Ancak bu sorun olmayacak bir detay. Görüntüsünün deriye benzemesi ise görüntü olarak kalite hissini oluşturuyor.

EQC 400 biz teste almadan yaklaşık 1 hafta öncesinde tüm dünyalarda vergi indirimine sahipken, ülkemizde gelir kapısı olarak görüldü ve ÖTV artışına maruz kaldı. Bunun sonucunda da fiyatı yaklaşık olarak 400 bin lira zamlandı. Ancak Mercedes-Benz bu fiyat artışını araca yansıtmamak için kar oranı gibi detayları en dibe getirerek aracın fiyatının çok az etkilenmesini sağladı.

EQC bence elektrikli lüks dünyaya geçişin en büyük basamağı. Sizlerde eğer elektrikli bir otomobile geçmek istiyorsanız, Mercedes-Benz güvenilirliği ile bu aracı satın almalısınız.

EQC’nin yeni fiyat listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir