İsveç çeliğinin tekerlekli şatosu Volvo XC90, ikinci nesliyle 2015'ten beri yollarda olmasına rağmen tasarımının zamansızlığı sayesinde hala "pazarın en prestijli D/E-SUV'u" unvanını koruyor. Geçmişte yolların en oturaklı sedanlarından olan S80'in o ağırbaşlı tasarım felsefesinin bugünün devasa SUV trendiyle nasıl muazzam bir şekilde harmanlandığını XC90'da net bir şekilde görebiliyoruz. Bir iş insanı için bu araba sadece bir ulaşım aracı değil; "güvenlik, saygınlık ve güç" mesajını aynı anda veren bir kartvizit. Gayrimenkul sektöründe portföy sahibi yatırımcıları bu 7 koltuklu İskandinav lounge'unda ağırlamak, anlaşmanın yarısını zaten masada bitirmek anlamına geliyor.
Volvo'nun elektrifikasyona geçiş stratejisiyle birlikte eski D5 ve T5 motorlar yerini "B5" serisi Mild-Hybrid ünitelere bıraktı. Aisin imzalı 8 ileri Geartronic şanzıman ve 250 beygirlik turbo benzinli ünite (48V destekli), 2.1 tonluk bu devreyi 7.7 saniyede 100 km/s hıza ulaştırırken hiçbir sarsıntı veya kararsızlık yaşatmıyor. Eski bir atölye şefi olarak mekanik işçiliğini incelediğimde, aracın özellikle havalı süspansiyon sistemindeki (opsiyonel) pürüzsüzlüğün Alman rakiplerine taş çıkarttığını söyleyebilirim. Kabindeki gerçek ahşap kaplamalar, Orrefors kristal vites topuzu ve o eşsiz Bowers & Wilkins ses sistemi, bu aracı sürüşten çok lüks bir dinlenme alanına çeviriyor. En büyük kronik "özelliği" ise Volvo'nun tüm araçlarına getirdiği 180 km/s elektronik hız sınırı.