Otomobiller giderek büyüyor ve gelişiyor ancak Skoda, bu gelişmeyi yanlış anlamış olacak ki, C segmentindeki Octavia’yı lüks D segmentine rakip yapmayı başarmış. Bizleri şaşırtan bu aracı sizler için test ettik.

Bir otomobil düşünün, uygun bir fiyata alıyorsunuz ancak BMW, Audi, Mercedes’e rakip olmayı başarıyor. Skoda işte böyle bir otomobil yapmayı başarmış. Volkswagen grubunun alt markalarından olan Skoda, resmen grup markalarını ve modellerini alaşağı edecek, onları tahttan indirecek bir Octavia ile karşımızda. En ufak civatasına kadar değişen Octavia, ilk başta dış tasarımı ile sizleri kendine hayran bırakmayı başarıyor. LED Matrix teknolojisine kavuşan akıllı ön farları, tasarımındaki büyük değişikliğin ilk habercisi.

Eski neslinin makyajlı versiyonunda iki parçalı far kullanımına geçen Octavia, artık tek parça ve fazlasıyla şık farları ile öne çıkıyor. Yeni ızgarası ve ön çizgileri ise aracı hem daha modern hem de daha lüks bir görüntüye kavuşturmayı başarmış. Yan tasarımında ise lift back bir otomobilden daha çok sedan görüntüsüne sahip olan Octavia, yeni jant tasarımı ve daha sert ütü izleri ile kaslı bir otomobil olduğunu gösteriyor. Arka tasarımda ise yine modern çizgiler ön plana çıkıyor. LED stop lambaları dıştan içe incelen yapısı ile dikkat çekiyor. Bu sayede araç daha geniş bir görüntüye sahip olurken öndeki tasarımın izlerini arkaya taşımış oluyor.

Arka camla birlikte bir lift back gibi açılan bagaj kapağı ise devasa bagaj hacmine sahip olmanızı sağlıyor. 600 litrelik devasa hacim, eski nesline oranla 32 litre daha artmış. Arkada ise artık Skoda’nın logosu yerine Skoda yazısı görüyoruz. Bu Skoda’nın yeni imzalarından biri.

İç mekana geçtiğinizde ise gerçekten premium otomobil hissini yaşamanız kaçınılmaz. Yumuşak detaylı döşemeler ve plastikler gerçekten kaliteli bir otomobilde olduğunuzu hissettiriyor. Ancak belki de araçların ilk üretim olmasından kaynaklı kapı plastiklerinin biraz fazla esnek olduğunu ve biraz yüklendiğinizde çıtırtılar çıkarttığını söylemeden geçemeyeceğim.

10.25 inçlik dijital kadran ise VAG grubunun tamamında görmeye başladığımız bir tasarım detayı. Kapıyı açtığınızda ilk dikkatinizi çeken ayrıntı iç mekanın yalın ve güzel görüntüsü olsa da kapı içindeki bir detayı hatırlatmakta fayda var. Skoda’nın Premium yani üst donanım seviyesinde standart olarak sunduğu şemsiye bizleri karşılıyor. Rolls Royce gibi çok lüks otomobillerde gördüğümüz bu donanımı Skoda’danın C segment otomobilinde görmek gerçekten şaşırtıcı.

İç mekanda ortada yer alan 10 inçlik multimedya ekranı ise yine segmentinin üstünde özelliklere sahip. Yakınlık sensörüne sahip olan bu ekran aynı zamanda dokunmatik ses kontrolü sistemine sahip. İç güdüsel olan bu sistemin kullanımı ise oldukça kolay. Kablosuz apple car play ve android auto bulunan sistemde kullanım oldukça kolay. Çok az sayıda tuşa sahip olan kontrol ünitesinde ihtiyacınız olacak tuşlara yer verilmiş.

Konsolda dikkatinizi çeken diğer bir detay ise doğrudan sürüş sistemi adı verilen vites mekanizması. Küçük yapıya sahip olan bu kontrol oldukça kolay ve hızlı geçişlere sahip. Önünde 2 adet usb type C girişe sahip olan otomobilde aynı zamanda kablosuz şarj da bulunuyor.

Direksiyona geçtiğinizde ise farklı bir yapı sizleri karşılıyor. İlk başta ilginç görünse de alıştığınızda gerçekten güzel hissiyatı olan iki kollu direksiyon simidi, ihtiyacınız olan tüm tuşları üzerinde barındırıyor. VAG grubu araçlardan farklı şekilde tuşlu bir far sistemine sahip olan otomobilde ise tüm kontroller en basit şekilde kontrol edilebilir yapılmış.

Spor ile konforlu arasında kalan koltuklar oldukça konforlu ve uzun yolculuklarda sizi yormayan bir yapıya sahip. 3 adet hafıza fonksiyona sahip olması ise daha üst segment araçların üstünde bir otomobil olduğunu gösteriyor. İç mekanda Skoda’nın “Simply Cleaver” detayları olarak fazlasıyla eşya gözü barındıran araçta, eşyalarınız için yer bulmak oldukça kolay. Bunu arka koltuklara geçtiğinizde de görüyorsunuz. 3 bölgeli klima, altındaki usb type-c çıkışları ve koltuk arkalarında hem telefon hem de büyük eşyalarınız için gözler mevcut.

Sürüşe geçtiğinizde ise test otomobilimizde 1.0 litre E-Tec adı verilen eski adıyla TSI motor seçeneği bulunuyor. Mild Hybrid olan bu motor, 30 km altında kendini komple kapatabiliyor. Yüksek hızlarda ise çekişe ihtiyacınız olmadığında 48V’lık bu sistem size gerekli enerjiyi veriyor ve aracınız çalışmadan yola devam etmeniz sağlanabiliyor. Bu sayede çok daha düşük tüketimlere ulaştığınız bu otomobilde bizlerde test sürüşümüzde 100 km’de 6.2 litrelik karma tüketime imza atmayı başardık. 7 ileri DSG sistemi ile 110 beygirlik gücünü ön tekerlerine aktaran otomobil, 0-100 km/s hızlanmasını 10.5 sn de tamamlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.